29/3/2007 - MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ |
BENİM DEDİKLERİM BENİM OLSAYDI
Benim diyerek sahiplendiklerimiz gerçekten bizim olsaydı, acaba onları terk eder miydik? Ben, son durağı belirsiz bir yolda ilerliyorum, benim dediklerimin hiç birisi bana yol arkadaşlığı etmiyorlar. Her durakta birisi beni terk ediyor. Bunlar benim olsaydı, beni bırakıp giderler miydi? Veya ben onları elimden bırakır mıydım acaba?
Demek ki benim dediklerimin hiç birisi benim değilmiş.
Benim çocukluğum, benim gençliğim benim sağlığım sıhatim diyoruz ama,hiç birisi bizde kalmıyor. Şöyle bir geriye doğru dönüp bakıyorum, bir zamanlar benim olanların birçoğu bugün benden ayrı ve uzakta bulunuyor. Onları tekrar elde etme imkânım da yok. Her gün bedenimizden bir şeyler değişiyor, bazı hücreler gidiyor, yenileri geliyor. Belli bir yaştan sonra gidenler artarken gelenler azalıyor. En sonunda "benim" dediğimiz cesedimiz de bizden ayrılıp toprağın bağrına düşüyor.
Demek ki bu beden bize ait değilmiş.
Çok güzel bir eve, çok değerli eşyalara, son model arabalara sahip olanlar var. Kimisi fabrika sahibidir, kimisinin şirketleri, holdingleri vardır. Kimisi de çok büyük bir şöhret ve servet sahibidir. Ama bir bakarsınız, bir deprem olur, sarayları köşkleri yerle bir olur. Bir kaza meydana gelir, son model arabaları hurdaya döner. Şirketler iflas eder holdingler batar. Bugün sevilen ve alkışlanan ünlü bir sanatçı, yarın unutulur gider, şöhretini de servetini de kaybeder.
Demek ki insana verilen mal, mülk, servet ve şöhret ona ait değilmiş.
Eskiden dünyayı titreten krallar, hükümdarlar ve padişahlar vardı. Koca kıt'a lara hükmederler, ülkelere " benim ülkem", milletlere "benim teb'am" derlerdi. Ama bugün ne krallar ve hükümdarlar var, ne de o ülke ve insanlar yerinde duruyor. Dünyayı taht-ı emrinde zanneden hükümdarların bugün hiç birisinin ne hükmü geçiyor, ne tacı tahtı yerinde duruyor.
Bir çok yerlerde eski ören yerleri vardır. Bazılarının büyük kısmı yıkılmış, bazılarının sadece bir duvarı duruyor, bazılarının da temel taşlarından başka bira şeyi kalmamıştır. Kitabelerine bakarsınız, bilmem kaç bin yıl önce, bilmem hangi kralın sarayı ve ya köşkünün kalıntısı olduğu yazar. Bir zamanlar o krallar, buralara " benim sarayım, benim köşküm, benim mülküm" diye sahip çıkıyorlardı. Ama bugün ne krallar var, ne sarayları yerinde duruyor.
Yunus Emre'nin, " mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi" dediği gibi, hiçbirinin bugün ilk sahipleri hayatta yoktur.
Demek ki o saltanatın sahibi onlar değilmiş.
Bir insan vaktini boşar harcar, servetini boş yere sarf eder, hayatını boşa geçirir, kendisini ikaz edenlere de " size ne oluyor, bu benim hayatım" derse, ne kadar büyük bir akılsızlık etmiş olur değil mi? Halbu ki, o hayat onun olsaydı, kendisini terk edip gitmeyecekti. Ama bakıyorsunuz, "bu benim hayatım" diyen birisi, az sonra hayatını kaybetmiş. Yani hayat kendisini terk etmiş gitmiş.
Demek ki hayatımız da bizim değilmiş.
Bütün bunlar bize emanet olarak verilmiş, bir müddet kullanmamıza ve istifade etmemize müsaade edilmiş. Bu geçici dünyada, her şeyin harap olup zayi olduğu şu hayatta, bizim bunlar sahip olamayacağımızı bilen Rabbimiz, bunları bizden almak korumak istemiş, başka bir âlemde daha güzel bir şekilde ve ebedî olarak bize geri vereceğini teklif ve vaad etmiş.
Bize düşen, böyle bir teklifi canımıza minnet bilmektir, bin teşekkür ile kabul etmektir..
|
| • Yorum yaz! |
2007-04-03 16:03:11 - Bilukabele |
| Yazan mehmetabi |
Bilmukabele efendim.
Müsbet hizmetlerinizi tebrik ediyorum.
Allah sizlerden razı olsun.
|
| Bağlantı |
2007-04-03 14:05:58 - yorum |
| Yazan gonulpinari |
Teşekkürler mehmetabi,
Allah sizlerden de razı olsun, dualar karşılıklı efendim. Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir. Her zaman yardımlaşma ve dayanışma halindedir. Dualar ise en güzel yardımlaşma vasıtasıdır.İnşallah bu şirket-i maneviyede hissemiz ziyade ola.
Geniş ve aydınlatıcı açıklamalarınız için de ayrıca teşekkür ediyorum. Yazılan yorumlar da bir yardımlaşmadır. Aynı konuda daha yoğun bir duygu ve düşünce bütünlüğü meydana gelmesine katkıda bulunuyor. Rabbim cümlemizi istifade edenelerden eylesin.
Müslümanlar bir birlerinin meziyetleri ile iftihar ederler. Ben de sizin güzel düşünce ve açıklamalarınızı kendi malım gibi kabul edip iftihar ediyorum.
Allah'a emanet olun efendim. |
| Bağlantı |
2007-04-03 11:06:45 - Allah Rızası |
| Yazan mehmetabi |
Hayırlı Günler Kardeşim
Çok güzel ve istfadeli bir yazı.
Allah razı olsun.
Bildiğiniz gibi kendilerini ebed ülkesinin sonsuz saadetine hazırlayan ve Kuran dan aldıkları ders ile bu geçici dünya hayatını bir oyun ve eğlence olarak değerlendiren insanların ruhları, her türlü musibet karşısında dipdiri, sapasağlamdır.
Onlar bu dünya sahnesinde fakir rolünü oynayacaklarsa bunu en güzel şekilde başarırlar. Hastalandıklarında kıvranmayı çok iyi becerirler.
Trajedide gözlerinden yaşlar boşalır.
Ama onlar oyunda olduklarını unutmadıkları için, sevinmeleri de üzülmeleri de çok sınırlıdır; oyunun icap ettiği kadardır.
Dünyayı oyun ve eğlence bilenlerin nazarları âhiretedir.
Gayretleri o belde içindir.
O beldenin saadeti de, azabı da ebedî...
Bunun şuurunda olan ve İnnalillah ; yani ;biz Allahın kuluyuz, hayatımız ölümümüz, bedenimiz, ruhumuz, mevkiimiz, makamımız, kısacası her şeyimiz, onun için, O nun rızası içindir; sırrına eren insan, fâni dünyanın geçici sıkıntılarında boğulmaz.
Her şeyiyle sınırlı olduğunu bilir ve sınırsız elemlerin altına girmez, onları ruhuna yüklemez.
Dostlarını sonsuz rahmet ve ihsan sahibi Allah a emanet, düşmanlarını da yine onun sonsuz adaletine havale eder.
Ruhunu da bedenini de emanet bilir; onları ne ezer, ne de başkasına ezdirir.
Ama gücünü ve kuvvetini aşan sahalarda, bu ağır imtihanı kolayca verebilmek için rabbine iltica eder.
Ve neticede O nun takdirine rıza ile rahat bulur.
Dünyadan, dünya ehlinden ve bu âlemin sıkıntılarından korkacağına onların hâlikından korkar, O na iltica eder.
Allah tan havf eden (korkan) başkaların kasavetli, belâlı havfından kurtulur.
Her hayır gibi, kalp huzuru da O nun elindedir.
Buna lâyıkıyla iman etsek başkalarının kapılarında dolaşmaktan kurtulacak, aradığımız her güzelliği rabbimizin rahmet kapısında bulacağız.
Rabbim hepimizi Rızası dairesinden ayırmasın...
|
| Bağlantı |
2007-04-03 10:54:24 - Allah Rızası |
| Yazan mehmetabi |
Hayırlı Günler Kardeşim
Çok güzel ve istfadeli bir yazı.
Allah razı olsun.
Bildiğiniz gibi kendilerini ebed ülkesinin sonsuz saadetine hazırlayan ve Kur’an’dan aldıkları ders ile bu geçici dünya hayatını bir oyun ve eğlence olarak değerlendiren insanların ruhları, her türlü musibet karşısında dipdiri, sapasağlamdır.
Onlar bu dünya sahnesinde fakir rolünü oynayacaklarsa bunu en güzel şekilde başarırlar. Hastalandıklarında kıvranmayı çok iyi becerirler.
Trajedide gözlerinden yaşlar boşalır.
Ama onlar oyunda olduklarını unutmadıkları için, sevinmeleri de üzülmeleri de çok sınırlıdır; oyunun icap ettiği kadardır.
Dünyayı oyun ve eğlence bilenlerin nazarları âhiretedir.
Gayretleri o belde içindir.
O beldenin saadeti de, azabı da ebedî...
Bunun şuurunda olan ve “innalillah” yâni “biz Allah’ın kuluyuz, hayatımız ölümümüz, bedenimiz, ruhumuz, mevkiimiz, makamımız, kısacası her şeyimiz, onun için, onun rızası içindir” sırrına eren insan, fâni dünyanın geçici sıkıntılarında boğulmaz.
Her şeyiyle sınırlı olduğunu bilir ve sınırsız elemlerin altına girmez, onları ruhuna yüklemez.
Dostlarını sonsuz rahmet ve ihsan sahibi Allah’a emanet, düşmanlarını da yine onun sonsuz adaletine havale eder.
Ruhunu da bedenini de emanet bilir; onları ne ezer, ne de başkasına ezdirir.
Ama gücünü ve kuvvetini aşan sahalarda, bu ağır imtihanı kolayca verebilmek için rabbine iltica eder.
Ve neticede o’nun takdirine rıza ile rahat bulur.
Dünyadan, dünya ehlinden ve bu âlemin sıkıntılarından korkacağına onların hâlikından korkar, o’na iltica eder.
“Allah’tan havf eden (korkan) başkaların kasavetli, belâlı havfından kurtulur.”
Her hayır gibi, kalp huzuru da o’nun elindedir.
Buna lâyıkıyla iman etsek başkalarının kapılarında dolaşmaktan kurtulacak, aradığımız her güzelliği rabbimizin rahmet kapısında bulacağız.
Rabbim hepimizi Rızası dairesinden ayırmasın...
|
| Bağlantı |
2007-03-30 12:28:59 - benim dediklerin |
| Yazan gonulpinari |
birdemetpapatya,
Güzel dileklerin için teşekkür ediyor, düşüncelerine katılıyorum.
Rabbim burada numunesini gösterdiği nimetlerin asıllarını ve ebedi olanlarını öbür tarafta cümlemize nasip etsin efendim.
Suveyda,
Maşallah leb demeden kuru üzümü anlıyorsun!'
Aslında yazdıklarım kendi dertlerimin bir ilacı gibidir ama, aynı dertten muzdarip olanlar da bundan istifade ediyorlarsa, bundan memnuniyet duyarım.
Burada hiçbir şey bizim değil ama, inşallah ebedi âlemde bunların daha güzelleri ve ebedi olanlarını Rabbim nasip eder. Çünkü insan ruhu ebedi güzellikleri istiyor. Ama bu istek burada tatmin olmuyor. Demek ki başka bir yerde bunlara kavuşmak mümkün.
İnsan madem ki istiyor, yani istemek duygusunu Rabbim bize vermiş, demek ki bunları da bize verecektir.
"VERMEYİ İSTEMESE, İSTEMEYİ VERMEZDİ" |
| Bağlantı |
2007-03-30 08:52:42 - ... |
| Yazan suveyda |
bu yazı galiba, sanırsam bana geldi, üzerime alındım, yaram var çünkü gocundum ben:)
hakkaten insan düşününce kendisine ait olan ne var ki.
kocaman bir hiç.
herşey bir gün teslim edilmek üzere, üzerimizde emanet.
bu can bile.
bu kadar sahiplenmek hata yapıyoruz fakat bir de durumun farkıında olabilsek keşke.
kandiliniz mübarek olsun, O'nun ışığında, sünnetleri ölçüsünde hayırlı ömürler diliyorum.
hayırlı cumalar... |
| Bağlantı |
2007-03-29 08:08:02 - ... |
| Yazan birdemetpapatya |
fani dünyanın fani işleri,insanları,malları...
ölümü düşünmek herşeye yetiyor.
ölümü sık hatırlamak,zamanın çok çabuk geçtiğini,kalp kırmanın boş olduğunu,sonumuzun toprak olduğunu düşünmek..düşünmek..düşünmek..
Allah hepimize hidayet versin |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Gonul dili ile muhabbet..
Kategoriler
Arkadaşlarım
• ertugrultasci • 1984nilufer • fatoscb • panikyok
|