Gonul dili

22/3/2007 - MUHABBET HAFTASI

 

                                    MUHABBET VE KIYAMET

       Kainat dediğimiz şu muazzam sistem, sayısını bilemediğimiz yıldızlardan ve galaksilerden meydana gelmiştir. Her birisinin ayrı bir kütlesi, hızı ve yörüngesi vardır. Dünyamızın da içinde bulunduğu bu muhteşem topluluk arasında tam bir uyum, ahenk ve denge bulunmaktadır. Sanki onları muazzam ve muntazam bir bağ, bir birlerine bağlamakta, kainatın intizamı bu şekilde sağlanmaktadır. O koca kütleler bir birine çarpmıyor, biri birinin yolunu kesip vazifesine engel olmuyor, büyük cisimler kendilerinden daha küçük olanları taciz edip yanlarından kovmuyorlar.

        İçinde bulunduğumuz dünyaya bakıyoruz, onun da güneş sistemi içinde küçüklüğü ile beraber çok büyük vazifeleri bulunuyor ve bu vazifelerini emniyet ve huzur içinde yerine getiriyor. Kardeşleri olan diğer gezegenlerle aralarında tam bir uyum ve ahenk mevcut.

       Dünya üzerindeki canlı cansız, her türlü varlıklara bakıyoruz, onların da aralarında  şahane bir dostluk, güzel bir kardeşlik, samimi bir irtibat görüyoruz. Sanki her şey bir birine görünmez ve güçlü bir bağ ile bağlı bulunuyor.

       Atomlardan galaksilere, bitkilerden hayvanlara, meleklerden insanlara ve cinlere kadar, her mahluk arasında çok hikmetli ve ibretli irtibat ve insicam göze çarpıyor. Bu sarsılmaz bağın ne olduğunu merak edip, mahiyetini  araştırınca, aradığımız cevabı Kur’an’dan ve O’nun tebliğcisi olan Hz Muhammed Aleyhisselatü Vesselam’ dan öğreniyoruz. Resûlullah Efendimiz, bir hadis-i Kutsi de Rabbimizin “Habibim, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” dediğini bildiriyor. Buradan da, kainatın mayasında muhabbet olduğunu anlıyoruz.  Bediüzzaman Hazretleri de bu durumu “kainatın sebeb-i vücudu muhabbettir” şeklinde ifade etmiştir. Demek ki atomları, molekülleri, galaksileri, insanların kalp ve gönüllerini bir birine bağlayan bu kuvvetli bağ, muhabbetten başka bir şey değildir.

       Kainatın mayası olan sevgi, en çok da insanın kalbinde toplanmıştır. Zira insan kalbi, Cenab- Hak’kın Cemâl, Kemâl ve Muhsin isimlerinin en parlak bir şekilde tecelli ettiği bir aynadır. İnsan güzele âşık olur, mükemmel olanı ister, kendisine ihsan edeni sever ve sayar. İşte bu duyguları içinde barındıran kalp, insanın  çevresine muhabbet nazarı ile bakmasını sağlıyor. Âlemde ne varsa, insanla arasında bir dostluk ilişkisi olduğunu insana gösteriyor.   Bu demektir ki, insanın olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde insan vardır.  Böyle bir kalbe sahip olan insan, her şeye sevgi nazarıyla bakar. Her şey ona dost ve kardeş görünür.

      Muhabbetin olmadığı yerde ise, husûmet vardır, hiddet ve şiddet vardır Eğer insanların kalbinde hakiki sevgi olsaydı, bugün yaşanan vahşet ve dehşet tabloları ortaya çıkmayacaktı. Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da, ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan insanlık dramları yaşanmayacaktı. Kalbinde sevgi taşıyan bir insan, kendi çocuğu için canını verirken, başkasının çocuğuna silah doğrultup ateş edebilir mi?  Filistinde çocukların üzerine tank sürüp füzelerle ateş açanlar, acaba nasıl bir kalp taşıyorlar? Bunların sevgiden ve insanlıktan nasibi ne kadardır? 

      İnsanın mayasında, yani fıtratında sevgi vardır. Bu sevgi, Cenab-ı Hak tarafından kalplere yerleştirilmiştir. Fıtratı bozulmamış bir insan, her şeyi Allah nâmına sever. Çünkü canlı ve cansız  her varlık eşsiz bir sanat eseridir. Sevilmeye  lâyıktır. İnsan hem bu sanatlı eserleri, hem de onların sanatkârını sever. Ama bugün bakıyoruz, ağaçlar kesiliyor, ormanlar yakılıyor, sular zehirleniyor, sulardaki canlılar öldürülüyor.  Hava, su, toprak kirletiliyor. Dünyadaki ekolojik denge bozuluyor. Sonra da küresel felâketler kapıya dayanıyor. Demek ki  bugün insanlığın kâbusu haline gelen küresel ısınmanın da temelinde, sevgisizlik yatmaktadır. İnsanlar dünyayı ve içindekilerini fıtratlarının gereği gibi sevselerdi, dünyayı bu hale getirmezlerdi. Önce fıtratlar bozuldu, sonra ekolojik denge bozuldu diyebiliriz.

     Sevgisizliğin, insanların ve dünyanın başına ne işler açtığını yaşayarak görüyoruz. Bediüzzaman Hazretleri ne güzel söylemiş: “ Muhabbet kâinatın sebeb-  vücududur” Muhabbet ortadan kalkarsa, kâinatın varlığının da bir sebebi kalmayacaktır.  Varlıkları birbirine bağlayan ip kopacak, her şey başını alıp gidecektir. Galaksiler, yıldızlar, güneşler uydular yörüngesinden çıkacak, dünya da başını bir başka gezegene çarpacak ve kıyamet kopacaktır.

     İnsanların kalplerinde sevgi uzaklaştıkça, kıyamet yaklaşmaktadır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-03-24 20:02:47 - muhabbet

Yazan gonulpinari
Mehmetabi,

Her kalbin ve gönlün muhabbete ihtiyacı vardır. Midenin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi. Ama zararlı gıdaları midemize doldurursak, kendimizi zehirleri. Bunun gibi, bize faydası olmayan, hatta zararı dokunacak mahbupları da gönlümüze koyacak olursak, bunun da bedelini firak acısı ile öderiz.

Yine Üstadımızı dinleyelim: "Elemsiz lezzet, yalnız imandadır"

Bağlantı

2007-03-23 11:19:52 - Muhabbet

Yazan mehmetabi
Hayırlı cumalar Muhterem Kardeşim
Ne kadar güzel işlemişsin muhabbet konusunu
Allah razı olsun

"Biz kimseye kin tutmayız
Agyar bile dosttur bize.
.....................................
Biz kimseye kin tutmayız
Düşmanımız kindir bizim"
........................................
Demiş büyük YUNUS
..........................................
Yaratılanı severiz Yaradandan ötürü....
......................................................
Muhabbet fedaisi olup husumete vakit ayırmamak...
Muhabbete muhabbet,Husumete husumet etmek....
İşte dünyanın saadeti ve insanlığın mutluluk reçetesi....
Allah muhabbetten ayırmasın...
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Gonul dili ile muhabbet..

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

ertugrultasci
1984nilufer
fatoscb
panikyok