YAZAR NE YAZAR
Çok konuşan, çok yazan fakat az okuyan bir milletiz. Konuştuğumuz kadar dinlemesini, yazığımız kadar da okumasını bilsek, bugün çok daha farklı yerlerde olacaktık. Özellikle okuma konusundaki özrümüz oldukça fazladır. Yazarı bol, okuyucusu az olan bir basınımız var. Yılda basılan ve okunan kitap sayısı ise, bu konuda ne kadar geri kaldığımızı göstemektedir.
Okuma konusundaki özrümüz, okuyucuların ilgisizliği kadar yazarların bilgisizliği ile de ilgilidir. Eline kalem alan veya klavye başına oturan herkes, edebî sanatını ve her konuda sahip olduğu derin bilgisini ortaya koyar. Ama bilgilerin ne kadar derin olduğunu anlamak için paçaları sıvamaya gerek kalmaz. Çünkü derin zannedilen sular bir çocuğun topuğuna bile ulaşamaz.
Büyük yazar olarak bilinen kalem sahiplerinin bir kısmı, mesleği ve meşrebi ile ilgili olmayan bir konuda kendisini mutlak otoriter kabul eder. Yazdıklarının tek doğru olduğunu ve herkes tarafından kayıtsız şartsız kabul edilmesini ister. Meselâ adam hukukçudur ama, tıp konusunda doktorlara akıl vermeye kalkar. Bir başkası manken veya ressamdır, dinî konularda hergün inciler döktürür. Bir müftü gibi fetvalar verir, dini hükümler koyar veya bazı emir ve yasakları kaldırır. Okuyucunun kafası karışır, zihni bulanır. Neyi okuyacağına, kime inanacağına karar veremez. Sonra da bildiklerini de kaybetmemek için okumaktan vazgeçer.
Yazar demek, aklına gelen her şeyi uluorta yazan, sahip olduğu bilgi kırıntılarını düşünce süzgecinden geçirmeden yalan yanlış demeden satırlara döken insan demek değildir. Yazar demek, “ bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan” sonra da bu tutarsız ve temelsiz fikirlerini herkese kabul ettirmeye çalışan insan insan demek değildir. Yazar demek, yazacağı konuda yeterli donanıma sahip olan, sonra da düzgün bir ifade ile bunları okuyucuya sunan insan demektir.
Yazar demek, aydın insan demektir. Kafası, kalbi, vicdanı, ruhu ve hayali gerçeklerin ışığı ile aydınlanan, bu aydınlığı da kaleminden halka yansıtan insana yazar denir. İyi bir yazar, halkın gözü, kulağı ve dili gibidir. Halkının tercümanı, okuyucunun vicdanıdır. Her zaman, her kal ve şart altında doğruları yazar. Dürüst olmanın ve doğruları yazmanın bir bedeli varsa onu da yiğitçe ödemektekten çekinmeyen insan gerçek yazardır.
Yazar demek, kalem sahibi demektir. Yani ehli kalemdir. İyi bir yazar kalemini bir silah gibi değil, bir neşter gibi kullanır. Yazdıkları ile halkın başına yeni dertler açmaz, mevcut dertlere çareler üretir, sorunlara makul ve mantıklı çözüm yolları gösterir.
Yazarların nasıl olması gerektiğin en güzel şekilde Bediüzzaman Hazretleri ifade etimiştir: “ Ey gazeteciler, edipler edepli olmalı, hem de edeb-i İslamiye ile edeplenmeli”.
|